YAZARLAR

Gölge Yazarlarıyla ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

 

GÖLGE'DE YAZANLAR

Koray Günyaşar

1984 yılında İstanbul'da doğdu. Kuşağındaki hemen herkes gibi okuma yazmayı Susam Sokağı'ndan öğrendikten sonra ansiklopediler ve yemek kitapları dahil evde eline geçirdiği hemen her şeyi okudu. Evdekileri bitirince satılan her kitabı yüzsüzce okumak istedi. İsteğini gerçekleştirmek için hala didinmekte ve isteğini yerine getirmekte olan kredi kartının taksitlerine para yetiştirmeye çalışmaktadır.

Kartvizitinde çok şey yazıp aslında hiç bir şey olmayan adamlardan birine dönüşmekten korkan bu kişi, halen Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü'nde okumakta, Kan Güncesi ve Gölge Dergisi'nde öykü yazmak suretiyle okuma aşkını yazmakla aldatmaktadır.

Demokan Atasoy

1973 yılında Ankara'da doğdu. Önce Kolej'den sonra da her nedense Bilkent Turizm'den mezun oldu.
Ankaralı olmasına ragmen 10 yıla yakın İstanbul'da sinema sektöründe serbest olarak çalıştı. Dansediyor. Şu anda özel bir televizyonda yönetmenlik yapmakta. Hayalbaz Forum'u yönetti ama yaşı ilerlediğinden olsa gerek aidatını yatırmayı unuttuğu için proje rafa kalktı.

Yola inanıyor. Öykü anlatma yolunda neler yapmadı ki: Sahne tozuna bulandı, kimsenin uğramayacağını bile bile kısa filmler çekti ve hâlâ da akıllanmadı. Çekecek.

Jules Verne Bilimkurgu ve Fantastik Kurgu Öykü Yarışmasında dereceye giren öyküsü 'Kuzey Yıldızı Üçlemesi' Hayalgücünün Merkezine Seyahat adlı seçkide yayımlandı.

Işın Beril Tetik

1 Eylül 1970 tarihinde, Edinburgh - İngiltere'de doğdu. İlköğrenimini İzmit'te ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra; 1993 yılında, İngiltere'deki Isle College of Art'dan Moda Desinatörü olarak mezun oldu. Mezuniyetinin ardından tekrar İstanbul'a dönüp özel bir tekstil firmasında Müşteri Temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Üç buçuk sene Moda-Tekstil alanında çalıştıktan sonra, yoğun strese dayanamayarak iş değiştirmeye karar verdi ve 1998 yılından beri Yönetici Asistanlığı yapıyor.

Küçüklüğünden beri kitaplara, şiir ve hikaye yazmaya merak duymasına rağmen, uzun yıllarını sıkı bir okuyucu olarak geçirdi. 2001 senesinde bir yaz günü "Neden Olmasın?" diye başladığı yazma serüveni, 2003 yılında Fantastikkurgu.com adlı sitenin hazırladığı yarışmada aldığı ikincilikle desteklenince hız kazandı. 2003-2004 yılı İthaki Jules Verne Bilim Kurgu ve Fantastik Kurgu Hikaye Yarışması'nda, Fantastik Kurgu dalında aldığı birincilik, kurduğu hayalleri kağıda dökmesinin doğruluğuna dair ikinci bir işaretti. O zamandan beri hiç durmaksızın yazıyor. En büyük ilham perisinin, onu yazmaya teşvik eden ve desteğini hiç esirgemeyen eşinin olduğunu söylüyor.

Fantastik Kurgu'nun yanı sıra, Korku ve Gerilim de yazmaktan hoşlanıyor. Araştırma yapmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve bunları toparlayıp yazdığı hikayelere işlemeyi seviyor. Bir süre Fanasturk.com adlı Fantezi Edebiyat sitesinde ve Doğaüstü/Paranormal araştırmalar üzerinde yoğunlaşmış olan Gizemli.org adlı sitede editörlük yaptı. Şu anda ise can dostlarından oluşan bir ekiple birlikte Kanguncesi.com ve Gölge dergisinin gizemli koridorlarında dolaşarak Alt Kültür Edebiyatı'nın renkliliğini tecrübe etmekte.

Galip Dursun

1 Ekim 1980'de, İstanbul'da doğdu. Ailenin en küçük çocuğuydu. Birinci sınıfta en son kurdelayı o aldı; ama ilkokul, ortaokul ve liseyi birincilikle bitirdi. Marmara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümü'nden 2001 yılında mezun oldu.

Yazmaya, 1994 yılında, sıkça görüdüğü kabuslarını, Kan Güncesi adını verdiği günlükte kaleme alarak başladı. Kan Güncesi'nin sayfalarından yola çıkarak ilk dizisini yazmaya koyulduğunda on altı yaşındaydı. Üniversiteye girene kadar öykü yazmaya devam etti. Sonrasında yazmaya iki yıl ara vererek "daha normal" bir yaşam sürdürme kararı aldı. Çok eğlenceli geçen iki yılın sonunda Kan Güncesi'nin "Melekler" ve "Şehre Giriş" bölümlerini yeniden yazarak karanlık dünyasına geri döndü.

Artık "'940" adını verdiği başka bir seri üzerinde çalışıyor ve Korku, Gerilim türlerinde öyküler yazarak Alternatif Edebiyat'a hizmet ettiğini sanıyor. Yapmaya çalıştığı şeylerin hepsini ona anlatanın sadece hayalgücü olduğuna inanmak gibi kötü saplantıları var.

Kan Güncesi ve Gölge Dergisi'ni yayına hazırlıyor, öyküler yazıyor, grafik yaratıyor. Birçok şeyle aynı anda uğraşmak bazen hiçbir şey üretememesine neden olsa da her şey bittiğinde geriye bahsedilecek bir sürü ürün bırakacağından emin. Pek fazla iyi alışkanlığı yok; karşıdan karşıya geçerken yola bakmayı ve motosiklete binmeyi sever.

Bahsi geçen süper kahramanlık işlerini icra ederken kullandığı kostümü üzerinde yokken bir teknoloji şirketinde Web Uzmanı ve Grafiker olarak çalışıyor.

Biraz karışık biri. Her zaman da öyle oldu.

Ali Kamil YENİAY

1980'nin 13 Ekim günü İstanbul'da hayata gözlerini açtı. Bir Televizyon çocuğu olarak geçirdiği yılların hayatını nasıl değiştireceğinin henüz farkında değildi. Gültepe Meslek Lisesi'nin bilgisayar atölyesinin tozunu yuttuğu yılların hayat hakkında öğrettikleri ve okuduğu korku eserlerinin etkisiyle ruhundaki karanlık büyüdü. Marmara Üniversitesi'nde okuduğu yıllarda önce Tolkien ile, sonra RPG ile tanıştı ve hayatı tamamen tepetaklak oldu.

RPG ile beraber oyun oynatmak için hikayeler yazmaya başladı. Zaten geniş olan hayalgücü gittikçe büyüdü ve büyüdü. Lise yıllarında yaşadığı hayat savaşı onda savaşla ilgili büyük bir merak ve saygı uyandırdığından Dünya tarihinde olan tüm savaşlar hakkında bilgi toplamaya ve bunları okumaya başladı. Bu esnada okumaya devam ettiği Korku, Fantastik Kurgu ve Bilim Kurgu eserleri ile hayalgücünü beslemeye devam ederken, hâlâ devam ettiği RPG hikayeleri ile kendisine hiç vakit ayıramıyordu.

Çocukluğundan beri maketlere olan ilgisi, savaş merakı ve Fantastik Kurgu hayranlığının birleştiği Warhammer ile tanışması önündeki yılları ipotek altına alıyordu.Çeşitli yerlerde Warhammer ile ilgili yazılar yazdı. Bilgisayar oyunları ile uğraştı ve bu sırada hiç umulmadık bir şey oldu ve bu konuda kendinden daha deneyimli ve çok sevdiği birisi ondan bir hikaye istedi. Kendisine teslim ettiği hikayenin aldığı güzel tepki ile içindeki yazarı uyandırdı. Şu sıralar yazmaya çalıştığı, mevcut olan batı etkisindeki fantazyanın tersine, doğu kültürü ile harmanlaşmış fantastik eserin çalışmalarını yapmakta.

Onu Grimm Darkness kişiliği ile, elinde bir içki bardağı, bir savaş hikayesi anlatırken görmeniz gayet normaldir.

Vuslat Taş

14 Ocak 1986'da, İstanbul'da doğdu. Esmer tenli klasik bir Türk ailesinin kızıl saçlı, çekik gözlü küçük kızıydı. Bu yüzden uzun zaman boyunca, bir Türk Atasözü sayılabilecek "Seni bebekken çingenelerden aldık..." sözüne inanıp üzüntü duydu.

Ruh hastası bir ilkokul öğretmeni yüzünden eğitim-öğretim hayatı bulmaca çözüp müzik dinleyerek geçti. 12 yaşında Rüzgar Gibi Geçti, 13'ünde Pardayanları okumasının etkisiyle iyice karışmış bir zihne ve 8.0 derece miyop gözlere sahip olarak büyüdü.

Tiyatro sahnesindeki ilk alkışını Üsküdar Anadolu Lisesi'nin 7. sınıfında okurken yazdığı 5 sayfalık oyunla olmuştur. Yunan Mitolojisi'ndeki Altın Elma hikayesini oyunlaştırdığı çalışmada aynı zamanda yönetmenlik de yapmıştır. Sonrasında tiyatroya bir oyuncu olarak devam eder.

Hayatında yaptığı en istikrarlı uğraş olan tiyatro, üniversitede bu sanat üzerine okumak yönünde tercih yapmasına neden olmuştur. Halen İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde okumakta, 7 yıldır tiyatroya yönetmen ve oyuncu olarak devam etmektedir.

Gölge ekibinin, yazmayan ve inatla yazamayan tek üyesi olup dergide Redaktör ve editör olarak görev yapmaktadır.

Nilay Toğrul

21 ekimin 1983 yılıyla çakıştığı gün ölmeye başladı.

İlk aşkını 5 yaşında tanıdı, masanın altında sıkıştırdı ve öptü. İlk öpücüğü ve skandalı aynı güne denk geldiğinden, kimse tarafından unutulmadı. Bu yıllarda aldığı duygusal darbelerle birlikte ilkokulda şiir ve kompozisyon yazmaya başlayan, sözde duygusal, özde -bu eğlencelerin- intikam hırsıyla dolu bir çocuğa dönüştü.

İlk mektubunu 1996 yılında, ilk aşk mektubunu ise bundan iki sene sonra yazdı. İlk aşk mektubunun ardından lise döneminin verdiği "kimsenin kendisini anlamadığını sanan genç" psikolojisiyle şiir yazma denemelerine girişti. Oldukça başarısız olduğunu fark ettiği güne kadar yazmaya devam etti. Ancak nihayetinde şiirlerini, düz yazı formunda kısmen okunabilir bulunca, önce kısa paragraflara, ardından öyküye yöneldi.

Lise yıllarında Yaşar Kemal okudu, Murathan Mungan, Küçük İskender, Oruç Aruoba, Özdemir Asaf ve onlarca yazar-şair okudu, sevdi, peşinden gitti. Okuduklarında kendini aradı, tanıdı, anladı. Ama bir gün Edgar Allan Poe okudu ve aşık oldu. Okumak için aradığı şeyin çizgisi biraz olsun yön değiştirdi. Dolayısıyla Poe'den sonra polisiye, korku, gerilim öyküleri ardından bilimkurgu, fantezi, kara öykü okudu... Okuduklarının tümünü çok sevdi ama asla öyle yazamadı.

Metinlerinin derli toplu bir hal alması Yusuf Eradam'dan aldığı Yaratıcı Yazarlık dersleriyle oldu. Yazdığı metinlerin öyküye bir yaklaşıp bir uzaklaşması bu dersle birlikte araya bir sınır koymasıyla duruldu. Şimdilerde, öykü ve anlatı ağırlıklı yazılar yazıyorsa da ufak tefek şiir denemelerinden -hâlâ- vazgeçemiyor. Bir süre www.kadin.tr.net 'te ve www.petucha.com 'da köşe yazıları yazdı. Uzun süre Yalınayak Edebiyat dergisinin yayın kurulu üyeliği ve yazarlığını yapan, halen bir şeyler yazma çabası içine olan ve bu metinde bahsi geçen şahıs, günün birinde yazdıklarını okumaktan da keyif alabilmeyi umuyor.

 

GöLGE #10 salgın
korku ve gerilim öyküleri
MMIII-MMVII