|
Gölge #1 - DÜŞ
Konseptimiz sonraki sayılar da daha da belirginleşeceği üzere KORKU, GERİLİM, DELİLİK (pyscho kelimesinin en uygun dönüşümünün bu olduğu kanaatindeyim) üzerine öyküler yazmak, yayınlamak, bu türlerin gelişimine kendi bünyemiz ve çevremize etki suretiyle yardımcı olmaktır.
devamı
Gölge #2 - DİRİLİŞ
Kırık dökük "Düş"lerimizin peşinden koşmaktansa, yeniden var olabilmek için "Diriliş"i gerçekleştirmeye karar verdiğimiz bir sayıyla karşınızdayız. İnandık ki; maktûle zamanın içinde yok olmak değil de, kayıplarının hesabını sormak yakışırdı.
Bunun için geri döndük. Özetle; paranoyalarımızla bölündük, bir başkasını katlederek içimizdekini büyüttük, gömüldüğümüz mezardan toprağımız kurumadan ayrıldık, bir şekilde kaybolduğumuz yerden hayata yeniden karıştık.
devamı
Fabl'ların sevimli yaratıklarını nasırlı parmak uçlarımızla sevip yeni nesil Got-Punk vampirlerin, anlaşılamamış Cadûların ibret vermekten uzak öykülerini anlattık.
Nefesimizin yettiğince onların huzur bozucu davetlerini kabul edip gittik, gördük ve yazdık.
devamı
Fakat Gölge'de işler biraz daha farklılaştı bu sayıda. Biz artık sadece adamları öldürmüyoruz; onların suçlarını da inceliyoruz.
Acaba gerçekten çağdaşımız olması muhtemel bu insan örneklemeleri suçlu mudur? Ya da katilleri ele alalım. En ilahisinden, en kötücülüne kadar hepsi bir devinimin bir parçası, kaotik bir neslin kendince ürettiği ve dikte kabul etmez bir yansıma olamaz mı?
devamı
Kendi ellerimizle dokuyup yataklarımızın başuçlarına astığımız düş kapanlarımıza takılan kabuslarımızla, yitip gitmelerinden korktuğumuz -düş kapanlarının başuçlarımızda yer almasının asıl nedeni- düşlerimizle, Gölge birinci yılını doldurmuşken, karşınıza ilk çıktığında bir bebeğin saflığından, masumiyetinden ve bihaberliğinden ne kadar uzaktıysa; ilk sayısından itibaren beşinci ve ikinci yılının ilk sayısıyla yine aynı şekilde karşınıza çıksın istedik.
Düş yorgunu zihinlerimizin eserlerini birer düş hekimi edasıyla kanlı ellerimizle yerlerinden söküyor ve beğeninize sunuyoruz.
devamı
"Beslenmek" bir eylem ve doğanın gerçekleştirilmesi zorunlu, sıradan kanunlarından sadece biri. Doğum ve ölüm arasındaki bağlantı noktası belki de.
O halde bu kavramın içinde bulunduğu sıradanlığı bir defa daha düşünmeyi mi; yoksa sözlükte karşımıza çıkan ilk anlamıyla hatırlayıp sıradan bir karın doyurma eylemi olarak görmeyi mi tercih edersiniz?
devamı
Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman adi ve ucuz, kimi zam an hayli uçuk. Bizi tarif edebilecek pek çok sıfat düşünmeme rağmen hiçbirinde karar kılamadım. Sanırım biz hepsi ve hiçbiriyiz. Bunları boş geçelim. Şimdi size ufak bir şok yaşatmak üzereyiz. Bizden sürekli zihinleri bükmemizi, karanlıkları dışarı akıtmamızı, silahları konuşturmamızı, uçuk hayaletleri ortaya salmamızı bekleyemezsiniz. Bazı zamanlar vardır ki sınırları zorlamak isteriz. Dış dünyaya çarpılmış bir algılamayla bakıp olanaksızı görmeyi arzularız. İşte bu sayı o tür zamanların bir ürünü. Saçmalamak istedik; dalga geçmek, yazarken eğlenmek ve kendimizi uçurumdan aşağı kahkahalar atarak salmak istedik. Bu sayıya adını veren T-SHOCK kendi canavarını yarattı ve biz de onu sokağa saldık.
Kemerlerinizi bağlayın, arkanıza yaslanın ve uçuşa hazır olun.
devamı
Küçük adımlar ve alınan hırıltılı nefesler ile birer parça daha ölürken, kaybolup giden yazıların, kurguların, unutulanların ve kendini unutturmak isteyenlerin, en demode ve uyum sağlayamayanlarını konuk ettik bu sayımızda. Kabul biraz gecikti; peki, kabul, çok çok gecikti ama yine de yeni görünümü ve sanrılı kurguları, korku-gerilim öyküleriyle Gölge size güzel bir sayı daha düşündü, üretti, büyüttü ve sundu.
devamı
Gecikmelerin bir alışkanlık olmadığı, ancak aksiliklerin geciktirmeyi alışkanlık edindiği loş dünyamızda, hayalgücünün çekiciliğine inanan okuyucularımızın karşısına çıkabilmenin keyfini yaşıyoruz. "9" sırt numaralı ve "Otopsi" temalı bu sayımızda, kendimizi nemli otopsi odalarından ruhun derinliklerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada bulduk. İsteriz ki siz de bizimle gelin ve bu karanlık öykülerin şahidi olun.
devamı
Çok beklettik fakat karşılığında 10 tane hastalıklı "Salgın" öyküsü sunarak kendimizi affettirebileceğimize inanıyoruz. Geçen sayıda başlattığımız "Nevta" bölümümüz bu sayıda oldukça canlı, güzel yazıları için öykü yollayan arkadaşlara teşekkür ediyoruz.
Maskenizi takın ve beni izleyin. Fazla ses çıkarmamaya da özen gösterin...
"Kanında akandan ne kadar uzağa kaçabilirsin ki?"
devamı
Efendim, her sayısı ayrı bir öykü kitabı derinlik ve doluluğunda, kendi tarzını ve markasını bir şekilde yaratmış, sanal sayfalarında gezinirken alınacak havayı bile ayrı veren, Korku ve Gerilim edebiyatının uzun soluklu macerası Gölge bu sayıda Sis ile sizi en tekinsiz, burnunuzun dibinde duran dehşeti görmeye davet ediyor.
Hava puslu, gözler kızarmış ve korku benliği parmaklarında bir oyuncak etmiş vaziyette. Gölge bir Sis'in içinde ve her zamanki gibi...
Bilinmezliğin tülden gelinliği Sis bu sayıda konumuz oldu. Ve birbirinden güzel öyküler yazdık, sırf siz okuyun diye.
Buyrun, çekinmeyin.
devamı
Özgürlüğünüzün bittiği yer değil de "başladığı yer" neresi? Tüm gün sağ kolunuzdan çekiştiren ipin ucu nereye varıyor? "Kontrol" kimde ve daha önemlisi "Kontrol" da ne!
İçeri buyurun, çekinmeyin. Her şey kontrol altında.
Gölge 12. Sayısı "Kontrol" ile karşınızda.
devamı
Bazı günahlarımız yalnızca bizi ilgilendirir. Bunlar bazen pişmanlık verici, çetin bir eylem, bazen de akıl çelici bir düşüncedir. Ama bazı günahlarımıza tanık olanlar da vardır; bunlar da çoğunlukla günahlarımızın kurbanları olanlardır.
Bu sayıda kendi içimizde bakmaya korktuğumuz o yere gözümüzü diktik, kalemi elimize alıp yine o tekinsiz dünyalara daldık, kılıcını dipsiz bir mağaraya dalarken çekmiş bir savaşçı gibi.
devamı
|