göLge # 9 - Otopsi
  ·Künye
  ·Yazarlar
Otopsi
gölge #9 Otopsi

Gecikmelerin bir alışkanlık olmadığı, ancak aksiliklerin geciktirmeyi alışkanlık edindiği loş dünyamızda, hayalgücünün çekiciliğine inanan okuyucularımızın karşısına çıkabilmenin keyfini yaşıyoruz. “9” sırt numaralı ve “Otopsi” temalı bu sayımızda, kendimizi nemli otopsi odalarından ruhun derinliklerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada bulduk. İsteriz ki siz de bizimle gelin ve bu karanlık öykülerin şahidi olun.

Öykülerimizin karanlık patikalarda yürüdüğü anlarda ortaya çıkıp elinde bir gaz lambasıyla doğru tarafı işaret eden çiçeği burnunda editörümüz Vuslat Taş’ın paha biçilmesi zor gayretleri için de huzurlarınızda Gölge ekibi adına teşekkür ediyorum.

“Kadall” öykülerini mutlulukla okuduğumuz Ali Kamil Yeniay’ı bir süreliğine Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ödünç verdik. Kendisi adına monitörlerimiz başında “ gel tezkere” türküsünü mırıldanırken, Gölge #9 Otopsi’de süpriz yüzlerin bir anda önünüze fırlayabileceğini hatırlatmak görevimizdir.

Basamağa dikkat edin ve otopsi görevlisini rahatsız etmeyin.

Keyifli okumalar.

Koray Günyaşar

BU SAYIDA GÖLGE'de!
Kino / Galip Dursun

   Tek gözlü adam, sakalını sıvazlarken sakince mırıldandı.
   “Sence şu an üzerimde ya da içimde her hangi zarar verici bir şey var mı asker?”
Bu bir soru değildi.
Silahı tutan el gevşedi. Asker iki büklüm halde yere çökmüş, bileğini tutarken tek gözlü adam koridorun sonundaki kapıya uzandı.    “Daha dikkatli ol…”

Şükriye Hanım’ın İncileri / Işın Beril Tetik

   Birkaç metre ötesindeki bahçe kapısının ardında tüm heybetiyle dikilen ev, küçüklüğünden beri hayalini kurduğu şeylerin anahtarıydı. Kendi için, kızı için; ailesi için… Beyaz, tertemiz badanası, Osmanlı stili inşa edilmiş evi bir kuğu kadar zarif ve kırılgan gösteriyordu. Bahçesindeki rengarenk çiçekler kuğunun kanatlarına konmuş mücevherler gibiydi. Bu ev, zenginliğin belirgin bir simgesiydi ve Şükriye Hanım zenginliği istiyordu.

Kafes Oyunu / Işın Beril Tetik

   Kapının pırıl pırıl parlayan pirinç tokmağını çevirdi. İçeri adım attığımda bir an gözlerim karardı. İçerisi karanlık ve boğucuydu. Pis, ekşi bir koku tüm odayı kucaklamış, ölümün sisi her yeri sarmıştı. Kusmak istedim. Ama yapamazdım, kim kusan bir adamı sevebilirdi ki. Aşkımın önünde yapamazdım. Kendimi tuttum ve gözlerim alışana kadar bakınmayı sürdürdüm. Kapı ardımızdan uğursuz bir gürültüyle kapandı.

Gölgeli Vadi - Nanna / Işın Beril Tetik

   “Bu kuçu ile ne işimiz var burada. Udarlara güven olmaz. Kafanı çalıştır,” diye sızlandı beyninin gerisindeki ses.
   “Şuna bak, kış uykusuna yatmış minik bir ayıcık gibi huzurlu!”
   Nanna, yerleştikleri otel odasında bulunan iki yataktan pencereye yakın olanı seçmişti. Tek oda tutmak bir güvenlik önlemiydi ve eğer eğitimsiz bir kurt ile yola çıktıysanız, tedbir en iyi korunma yöntemiydi.

Uzak Hikayeler - 1. İlkbahar / Koray Günyaşar

   “Başka zamanların yaşandığı aynı dünyalardan birinde, bir avuç akbaba bir iblisi dışarı boca etti. Şahinler, iblisi hissetti ve huzursuz oldular. Kargalar güvercinlere söyledi ve kuzgunlar dünyanın tepesinden olanları izlediler. O iblis ki; kuzgunun gözünden, şahinin cesaretinden, karganın şerrinden kaçamaz. Büyük bir göz, bulutlar gibi dünyanın üzerinden geçtiğinde, eli kanlı iblis soğuğun ortasında cehennemi yaşatacak. İblisi ruhsuz sananlar, şüphesiz ki çok yanılırlar. Sadece b ir baykuş gerçeği bilecek ve son sözü söyleyecektir.”

UZAK KİTAP – BAŞKA YAŞAMLAR sy. 326

Son Durak / Erdem Özçifçi

   Kızıl gözlerini yola doğru çevirdi ve kısık sesle tısladı.
“Son durağa çok az kaldı.”
   Matt’in bütün vücudu uyuşmuştu ve nefes almak artık çok zor geliyordu. Aldığı her nefeste ciğerleri yanıyordu ve gözleri yarı kapalı iken merak ettiği, hostun durmadan tekrarladığı şeyi sordu.
   “Son durak neresi?”