Kan Güncesi

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Kan Güncesi'ne hoşgeldiniz...

Yeraltının engin nehirlerinden beslenen alt kültür edebiyatının en yasak meyvalarının sergilendiği Günce'ye adım attınız. Gözün görüp kulağın işittiğinden bir adım daha aşağıya inmeye hazır olun.

Çekinmeyin, gönlünüzce dolaşın; basamaklara dikkat etmeyi de unutmayın...

Anadolu Korku Öyküleri


Yoksa siz henüz Anadolu Korku Öyküleri'ni okumadınız mı?

Elysium MAKALELER SALON İlham Veren Şehir : İstanbul

İlham Veren Şehir : İstanbul

İçinde yaşadığım, barındığım, karnımı doyurduğum şehir İstanbul; çoğu zaman eksi yönleri ile ansak da özellikle ayrı kaldığımız dönemlerde dilimizden düşürmediğimiz, “ahh şimdi İstanbul’da olmak vardı” nidaları ile andığımız şehir İstanbul... Doğma büyüme bu koca kentin bir sakini olan ben yıllar boyunca yaşarken boş durmamaya, içinde yaşadığım bu şehri gözlemlemeye çalıştım hep. İnsanlarından yerleşimine, mimarisinden doğal güzelliklerine varana dek.

Ancak bir süre sonra bu gözlemler yeterli olmamaya, günlük hayatın koşuşturmacası arasında yitip gitmeye, akılda kalıcılığını ve etkisini kaybetmeye başladı. İşte o gün bir karar vermiştim; İstanbul’u fotoğraflayacaktım.

Bu kararımı verdiğim lise zamanları ardından gelen çalışma hayatı dönemimin ilk yıllarında bu pek mümkün olmadı. Ancak daha sonra ilk fotoğraf makinemi aldığım andan itibaren hayallerimden birine bir adım daha yaklaştım. Önceleri bir turistten farksızdım. Genellikle arkadaşlarımla her fırsatta İstanbul’u geziyor ancak bu fotoğraflar fonda İstanbul’un gözde tarihi ve turistik mekanları önde biz olmaktan öteye gidemiyordu. Kısaca bir anı fotoğrafıydı çekebildiklerim sadece. Ama istediğimin bu olmadığını anlamam çok sürmedi.

Önceleri otomatik ayarlar ile hallettiğim fotoğraf çekme işini daha ileri götürmem gerektiğini anladım. İstediğim etkili ve İstanbul’u anlatabilecek fotoları çekebilmem için önce nasıl fotoğraf çekmem gerektiğini öğrenmem gerekliydi. İlk başlarda sonsuz bilgi kaynağı gözü ile baktığımız internet imdadıma yetişti. Temel fotoğraf bilgilerine buradan ulaşabiliyordum. Diyafram, enstantene nedir? Işık nedir ve nasıl kullanılır vesaire, vesaire...


Ama birçok sanat dalı gibi fotoğrafta da ilerleyebilmeniz için bolca pratik yapmanız gerekir. Zira aldığınız bilgiler teoride kaldığı sürece bir süre sonra unutmaya veya uygulama fırsatı bulduğunuzda da yanlışlar yapmaya başlarsınız. Elimdeki fotoğraf makinesinin manual tabir edilen ayarları olmadığı için bu imkandan yoksun kalıyordum. Aslında kolayca bir analog makine alabilirdim ama esnaflarla olan kötü tecrübelerim beni fotoğraf dükkanlarından soğutmuştu ve biraz da korkuyordum açıkcası. Çünkü dijital fotoğraf çekmenin kolaylığına alıştığım için o şekilde devam etmek istiyordum. İmdadıma D-SRL ( Digital-Single Reflex Lens ) yani özetle; film yerine CCD veya CMOS denilen elektronik çiplere ışığı yansıtarak hafıza kartlarına kayıt yapan fotoğraf makinelerinin çıkışı yetişti.

Canon EOS 300D’yi uzun incelemerim sonucu edindim ve büyük bir heyecanla fotoğraflar çekmeye başladım. İlk hedefim İstanbul’un beni ve gerek içinde yaşayan gerek dışarıdan gelip gören herkesi etkileyen Boğaz Manzaraları idi. Gece ve gündüz ayrımı yaparak çeşitli boğaz manzaraları çekmeye başladım. Deniz, gökyüzü ve kent dokusunun muhteşem uyumu beni bile hayrete düşüren sonuçlar ortaya çıkardı. İstediğim, beni heyecanlandıran etkiyi almaya başlamıştım fotoğraflarımda.


Hemen ardından İstanbul’un en önemli simgelerinden olan camilerine sıra geldi. Yaptığım vapur yolculukları sırasında havanın sıcaklığına veya soğukluğuna aldırmadan özellikle ters ışığı kullanarak oldukça hoş fotoğraflar elde ettim. İstediğim o mistik atmosferi yansıtan İstanbul’un ve geçmişinin bir parçası olan bu fotolar, amatör fotoğrafçı ruhumu coşturdu diyebilirim.

Sonra yeniden boğaza döndüm. Ancak bu sefer manzarasından ziyade onun sakinleri olan vapurlara, balıkçı teknelerine ve köprülere. Özellikle yeni Galata köprüsünü kullanarak akşamüstü yaptığım ve gökyüzünün muhteşem rengi ile renklenen fotoğrafımı halen çok beğenirim.


Son olarak ise bana gerçekten ilham veren ve dünyada eşi benzeri olmadığını düşündüğüm o güzel manzarayı fotoğraflamaya sıra geldi. Gün batımında ve gece İstanbul manzarası kompozisyonları çekmeye başladım. Güneşin turuncu ışığını süzen bulutlar ve kent dokusundan tutun, şehrin gece ışıkları ve ırmak gibi akan parlament mavisi gökyüzü kompozisyonlarına kadar.

Uzun lafın kısası, İstanbul gibi bir şehirde yaşayıp da amatör veya profesyonel fotoğraf ile uğraşan herkes çok şanslıdır kanaatimce. Zira İstanbul kadar bol konu ve kompozisyon seçeneği sunan, ilham veren bir şehir daha olabileceğini düşünmüyorum. Yazımın sonlarında bu satırlar arasına serpiştirilmiş halde göreceğiniz fotoların, bu yazıda hikayesi anlatılan birkaç foto olduğunu belirtmek ister, tüm fotoğraf tutkunlarına bol ve doğru ışıklı günler dilerim.

             


 

adını   albüm   alıyor   amerikan   anita   bilinen   bulunan   dans   değişik   dizi   dünyanın   edilen   ele   fantastik   filmde   filmler   gotik   güçlü   haftalık   hale   haline   japon   john   karakter   kullanılan   kurgu   metal   muhteşem   orijinal   oyun   roman   savaş   sayesinde   sıra   wiki   çeşitli   çizgi   çoğu   ünlü   İngiliz   İşte  

Kullanıcı İşlerİ



Forum'da son durum

BUGÜN KONUŞANLAR
sirius 4.3.2012 17:39
Tımarhane Edebiyatı Öykü Yarışması
GabrieL 30.6.2011 6:08
Bölüm Adabı
GabrieL 30.6.2011 6:07
Parlak Gölge
Mademon 20.6.2011 16:01
NÜKLEER KIŞ / Koray GÜNYAŞAR
vagrant 22.1.2011 6:06
Türkiye'de Black Metal
Hellblack 14.11.2010 16:25
Dizi Önerileri
liquid 7.10.2010 15:48
Bu Kör'ün Ağlamasıdır...
mavi kuzgun 5.9.2010 1:48

Kötü Sözler

Yalnızlığım benim pasaklı kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi...

Can Yücel - Sevgi Duvarı

Raven Dark Coven Giyim

Reklam