| < Önceki | Sonraki>> > |
|---|
İnsan yoktur ki sevmese bile hayatının bir evresinde dans etmesin. Sevgilin güçlü
ısrarı veya düğünde edilen ilk dans ya da şampiyonluk kazanan takımınızın coşkusuna ortak olmak için yapılan dans vesaire, vesaire... Bu liste böyle uzar gider.
Farkında olmasak da dansın hayatımızda sarsılmaz bir yeri vardır. Bunun bence en büyük nedeni; rahatça amatör düzeyde ve her sosyal ortamda yapılabilecek türlerinin yadsınamaz varlığıdır.
ısrarı veya düğünde edilen ilk dans ya da şampiyonluk kazanan takımınızın coşkusuna ortak olmak için yapılan dans vesaire, vesaire... Bu liste böyle uzar gider.Farkında olmasak da dansın hayatımızda sarsılmaz bir yeri vardır. Bunun bence en büyük nedeni; rahatça amatör düzeyde ve her sosyal ortamda yapılabilecek türlerinin yadsınamaz varlığıdır.
Vals, Tango gibi nezih diye tabir ettiğimiz ortamlarda yapılan danslardan tutun da meşhur çiftetelli havalarının hemen hemen her ortamda rahatça uygulanabilir olmasına dek sayısız örnek verilebilir.
Bunların dışında yakın dönemde örneğini ülkemizde “Anadolu Ateşi” ile gördüğümüz ve kalabalık dansçı toplulukları tarafından sahnelenen ve belli bir koreografiye sahip gösteriler de vardır. Dansın profesyonel ortama taşındığı bu gösteriler genelde belli bir hikayeyi dans ve müziğin muhteşem uyumu ile izleyiciye aktarır, bunu genelde topluluğun kültürel kökenlerini kullanarak yapar.
Bu hafta bahsedeceğim dans kategorilerinden biri de bu gösterilere temel oluşturan tap veya nalça dansı* olarak da bilinen dans türü ve bunun İrlanda’ya uzanarak muhteşem bir şova dönüşümü…
Tap dansın kökenleri 1700lü yıllarda kölelere getirilen “davul ve flüt” çalma yasağına kadar dayanmaktadır. Köleler bu yasak üzerine danslarına “alkış, ayak sesleri ve kemik sesleri” gibi öğeler katmaya başlıyor. Siyah ve Beyaz ırkın ilişkilerinin daha iyi olduğu bölgelerde, İrlandalı dans meraklılarının da bu yeni dansa ilgi göstermesi ve sonunda Minstrel** ismini alarak sahnelere taşıması ile evrim geçirerek bu dans türü son halini alıyor.
İrlanda’nın ve genel olarak Kelt kültürünün bir parçası olan ve adını bir ortaçağ çalgısından alan, hareketli ve zıplayarak yapılan jig dansı, tap dansı ile birleşerek Michael Flatley gibi bir usta dansçının ve ekibinin ellerinde muhteşem bir şova dönüşüyor.

Michael Flatley ile ilk olarak Feet of Flames adı ile 1998’de Londra’da yaptığı gösterinin kaydını izledikten sonra tanıştım. Daha sonra yaptığım araştırmalarda kendisinin dansçılığının yanısıra bir koreograf olduğu ve River Dance ile Lord of The Dance’in de koreografilerinde imzası olduğunu öğrendim.
Feet of Flames veya genel olarak Lord of The Dance ekolü yukarıda bahsettiğim “tap dansı” ve “jig dansı”nın bir sentezi olarak düşünülebilir. Oldukça hareketli, dönerek, zıplayarak yapılan jig dansı figürlerine ek olarak yapılan sert dönüşler, bunun yanısıra el ve ayakların birbirlerine ve özellikle ayakların yere vurulmak sureti ile tap dansı öğelerinin kullanıldığı bir gösteridir. Bir de bu muhteşem figürlerin fonuna İrlanda-Kelt folklorünün muhteşem müzikleri ve şarkılarını ekleyince seyrine doyum olmayan bir gösteri ortaya çıkıyor gerçekten.

Ronan Hardiman’ın imzasını attığı gösterinin müziklerinde ağırlıklı olarak kullanılan enstrümanlar davul, flüt ve keman. Gerek gösteriyi izlerken gerekse sadece gösteriye ait bu müzikleri dinlerken insanın gerçekten tüyleri diken diken oluyor.
Bugünlerde kendisi emekli olsa da grubu Lord of The Dance üç alt grup olarak Amerika, Avrupa ve Asya da gösterilerine devam etmektedir. Kısacası eğer bu tarz gösterileri seviyorsanız kesinlikle ve kesinlikle izlemelisiniz.
Kaynaklar :
http://www.lordofthedance.com/
http://www.michaelflatley.com/
http://www.bgst.org/dans/arastirma/muzikaller.html
*[Tap dance]
Jazz dansın popüler olduğu bu dönemde en iyi jazz dansçısı olarak Siyahi Bill "Bojangles" Robinson kabul ediliyor. Özellikle 50'li yaşlarında rahat ve şov yapmayan tarzı ile öne çıkıyor. Ağırlığını öne kaydırarak oluşturduğu gayet hafif görüntü ile bugün Tap Dans olarak adlandırdığımız dansın ilk örneklerini sergiliyor. Gençler onun izinden gidiyorlar. Özellikle 1935'de çocuk yıldız Shirley Temple ile oynadığı The Little Colonel gösterisindeki merdiven dansının çok etkileyici olduğu söyleniyor.
Liberal Beyazlar Robinson'u büyük coşku ile kutlarken, Siyahlar arasında Robinson "efendisine itaat eden köle" klişesini sahnede devam ettirdiği gerekçesi ile suçlanıyor.
Clifton Webb Beyaz dansçılar arasında jazz dansını becerebilen nadir dansçılardandır.
** [Minstrel ]
Daha önce bahsedildiği gibi Amerikan popüler dansları özellikle güneyde plantasyonlarda yaşayan Siyahlar ve onların danslarından önemli ölçüde etkilenmiştir.
1740'da köle sahiplerinin korkusu ile Afrikalı kölelerin geleneksel müzik aletleri olan "davul ve flüt çalma" yasağı uygulamaya konmuştu. Bu yasağa tepki olarak Siyahlar alkış, kemik sesleri, ayak ve topukla çıkarılan sesler kullanılıyor ve banjo gibi alternatifler ritm ve müzik aletleri geliştiriliyor. Bunun yanında güneyde Siyahlar ve Beyazlar arasında ilişkinin daha rahat olduğu bölgelerde, köleler ve Avrupalı göçmenler; ayrıca kuzeyde Siyahlar ve İrlandalı göçmenler arasındaki daha yakın ilişkiler sayesinde yeni dans formları ortaya çıkmaya başlıyor. Avrupa ve özellikle İrlanda halk danslarında yaygın olan jig danslarına gövde hareketleri ekleniyor ve ritimler karmaşıklaşıyor.
Bu melez danslar 1840'larda yüzlerini siyaha boyayan İrlandalılar tarafından minstrel gösterileri adıyla sahneye taşınıyor. Bu gösterilerin Siyahi klişelerle ile alay edilmesi üzerine kurulu. Uzun yıllar Amerikan toplumunda popüler olmayı sürdürüyor.
Ancak iyi minstrel sanatçıları Siyahlar arasından çıkıyor. Uzun süre kamusal alanda kendine yer bulamıyorlar. En iyi minstrel dansçısı olarak özgür doğmuş William Henry Lane (Master Juba) olarak sayılır. Senkoplu dansı ve "oynak" ayak bilek hareketleri ve rahat stili ile en iyi Beyaz dansçılardan kat kat iyiydi. Bundan sonra minstrel için bir mihenk taşı olarak kabul edildi. İzleyen yıllarda Siyah minstrel kumpanyaları kuruldu. Ancak Siyahi grupların gösterileri de hala Siyah kültürünün klişeleri ile dalga geçilmesi üzerine kurulu idi. Hatta Beyaz sanatçıların yaptığı gibi yüzlerini siyaha boyayan Siyahlar da vardı.
En ünlü dans : Eski Virginia'nın Özü idi.
Avrupalıların yüksek ve sert adımları dönüşerek, çok yumuşak, kıvrak vücut hareketleri, kalça hareketleri ve senkoplarla ve kaymalarla yeni bir şekil aldı. Minstrel gösterilerinde danslar yayında komiklikler ve diğer beceri sergilemeleri de yer alırdı.
Minstrel olarak bahsettiğimiz bu dans türü zaman içinde evrim geçirerek soft shoe ve tap dans olarak karşımıza çıkacak.















Yorumlar